Bu çağrı; vatan meselesini kendi derdi bilenleredir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin istiklali tehdit altındadır. Cumhuriyeti ayakta tutmak için inşa edilen kurumlar, asli amaçlarından uzaklaştırılmış; halka ve devlete hizmet etmek yerine, ömrünü tamamlamış bir iktidarın devamını sağlamak için kullanılmaktadır. Bürokrasi, halka hesap veren bir kamu hizmeti olmaktan çıkarak siyaset üzerinde denetimsiz bir güç ve baskı odağına dönüşmüştür. Yargı ise bağımsızlığından ve temel anayasal ilkelerinden uzaklaştırılarak otoriterleşmenin bir aracı hâline getirilmektedir.

Cumhuriyetin temelinde bulunan ortak gelecek fikri aşındırılmakta, yurttaşlık bağı zayıflatılmaktadır.

Haricî ve dâhilî bedhahlar, yüz yıl önceki amaçlarına bugün de farklı yöntemlerle yönelmektedir: Cumhuriyet Halk Partisi işgal edilmiş; işgal kuvvetleri partinin genel merkezinden emperyalizme selam verme sırasına girmiştir. Gençliğe Hitabe'de tarif edilen vaziyetin önemli bir bölümü bugün yaşanmaktadır.

Tam olarak bu noktada bilinmelidir ki, tüm kalelerin zapt edildiğini zannedenler, milletin azim ve vicdanı karşısında bir kez daha kesin bir hezimete uğrayacaklardır. Görülmektedir ki; Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik mutlak butlan girişimini fiilen hükümsüz kılan, CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel'i bağrına basan milletimiz, bugün ülke siyasetine yeni bir istikamet çizmektedir.

Bu istikamet doğrultusunda siyaset kurumu; iyi niyet, ciddiyet, liyakat, etik ve akıl temelinde yeniden inşa edilmelidir. Türkiye'yi bugünkü çıkmaza sürükleyen kümülatif hataların tekrarlanmasına izin verilmemelidir.

1919'da Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde Amasya'dan yükselen şiar bugün de pusulamızdır: "Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." Bir asır önce Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Hareketi milletin bağımsızlık azmini nasıl örgütlediyse, aynı iradenin Cumhuriyetin ikinci yüzyılında da çağın şartlarına uygun biçimde yeniden örgütlenmesi tarihsel bir görevdir. Yürünecek bu yolun, çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşacağından kimsenin şüphesi yoktur.

Adalet, dayanışma ve liyakat esasında; bilime ve emeğe saygıyla, kibirden, gösterişten ve popülizmden uzak bir anlayışla Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır büyük işlerin yolunda yürüme onuru hepimizi heyecanlandırmaktadır.

En zor adım ilk olanıdır. O adım; sağlam ilkeler ve açık bir istikametle, milletin vicdanına dayanılarak atılmaktadır. Bu adım artık halkın göz ardı edilemeyecek haklı taleplerini gözeterek YENİ BİR UMUDUN VE OLUŞUMUN kapısını aralayarak ilerlemelidir.

Yolumuz milletledir. Yolumuz Cumhuriyettir.

SON YAZILAR

Yükleniyor…

Yazılar yükleniyor…

BİZ KİMİZ

Bir tepkinin değil, bir sorumluluğun ürünü.

Zorlu dönemler Türkiye'nin istikrarlı paydası olagelmiştir.

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının başlangıcı olan bu dönemde de, ekonomik sıkıntılar, adalete duyulan güvensizlik, gençlerin gelecek kaygısı, üretimin gerilemesi, kurumların yıpranması ve toplumun giderek derinleşen kutuplaşmasını görmekteyiz. Hepimiz aynı soruyu soruyoruz: Bu ülke yeniden nasıl ayağa kalkacak?

Biz bu soruya yalnızca eleştirerek cevap verilemeyeceğine inanıyoruz. İktidara talip olmak, yarının Türkiye'sini bugünden inşa etmeye başlamaktır.

İşte İlke ve İstikamet bu ihtiyaçtan doğdu.

Amacımız slogan üretmek değildir. Amacımız, bilimden ve akıldan güç alarak, Türkiye'nin sorunlarına uygulanabilir çözümler geliştirmektir. Türkiye'nin geleceği birkaç kişinin omzuna bırakılamayacak kadar büyük bir meseledir.

İlke ve İstikamet, yalnızca bir yayın değil; Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında ülkesine karşı sorumluluk hisseden insanların buluşma noktasıdır.

Ve inanıyoruz ki, bir ülke fikirleriyle ayağa kalkar, halkı ile adımlar, ilkeleri ile çizdiği istikamette yükselir.